top of page

Veteriner Hekim

Mustafa Yaylagül

Kanin Rehabilitasyonda Lazer Terapi

Kanin Rehabilitasyonda Lazer Terapi

Binlerce yıldır ışığa iyileştirici özellikler atfedilmiştir. Işık foton formunda elektromanyetik radyasyonlar üretir. Bir takım ışık formları terapötik amaçlarla kullanılmıştır, örneğin akkor, güneş ışığı, kızılötesi, morötesi, LED’ler ve son zamanlarda, lazerler. Lazer terapi deri yaraları; kas, tendon ve ligament sakatlıkları, nörolojik rahatsızlıklar; artrit; ağrı gibi pek çok durum için çeşitli terapi programlarına dahil edilmeye başlanmıştır. Pek çok araştırma lazer terapi için umut verici sonuçlar göstermiştir. Lazer prensipleri, lazer terapinin rehabilitasyondaki kullanımına dair araştırmalar ve lazer terapinin temellerine değinilmiştir.

Lazer Terapi

Lazer terimi “Uyarılmış radyasyon emisyonu sonucu ışık amplifikasyonu (Light amplification stimulated by emission of radiation)”nun kısaltılmış halidir. Fototerapi adı verilen ışığın terapötik amaçlarla kullanılması kavramı güneş ışığı ve morötesi, kızılötesi gibi diğer ışık formlarının terapötik faydalarının olduğu inancından köken almaktadır. Pek çok tipte lazer medikal ve endüstriyel amaçlarla kullanılmaktadır. Düşük kuvette lazer ekipmanları, bir yapay ışık türü, 30 yıldan uzun süre önce ilk kez bir terapi yöntemi olarak kullanılmıştır. Bugün, farklı sebepler için çeşitli lazerler kullanılmaktadır.

Düşük seviye lazer terapisi olarak anılan (LLLT- Low level laser therapy), rehabilitasyon amacıyla kullanılan ilk lazerler, aynı zamanda soğuk lazer olarak da anılırlar. Bunun aksine, cerrahi lazerler yüksek güçlüdür ve dokuların ve hücrelerin termal tahribatını sağlarlar. Yakın tarihte, terapötik lazer olarak adlandırılan farklı bir lazer türü tanıtılmıştır. Bu lazer türü rehabilitasyon amacıyla kullanılmaktadır ve düşük seviye lazerlerden daha kuvvetli, cerrahi lazerlerden daha zayıftır. Terapötik lazer kullanımı büyük ve küçük hayvanlarda türlü durumlarda popülerleşmeye başlamıştır.

Rehabilitasyonda kullanılan lazerler hücre fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur. Bu işleme fotobiyostimülasyon denir ve monokromatik radyasyon hedef bölgeyle termal olmayan etkileşimi olarak açıklanır. Bu tarz bir enerjinin dokuyla olan fizyolojik etkileşimi hala tam olarak anlaşılmış olmasa da, düşük enerji lazerlerin mitokondriyal respirasyon, ATP sentezi, yara ve eklem tedavisi, kas onarımını uyarma gibi bir takım biyolojik süreçleri etkilediği rapor edilmiştir. Buna ek olarak, akut ve kronik ağrının bu tip düşük enerji foton terapisiyle kontrolü rapor edilmiştir. Kronik ve akut ödem tedavisi, nörolojik rahatsızlıklar ve post-operatif bakım lazer terapiyle tedavi ile tedavi edilen diğer bazı durumlara örnektir.

Lazer Terapinin Özellikleri

Temel ışık kaynakları gözün görebildiği elektromanyetik dalgalar yayar. Güneş ışığı gibi doğal ışık kaynakları elektromanyetik radyasyon türü olsa da, lazerler foton akışları şeklinde radyasyon yayan yapay kaynaklardır (Resim 21-1). Işık emisyonu elektronların lazer ünitesindeki aktivasyonuyla, genellikle helyum-neon (HeNe), galyum-arsenit (GaAs) ya da galyum-aluminyum-arsenit (GaAlAs) ile uyarılmış hale geçmesiyle başlar. Elektronlar uyarılmış halinden temel hallerine geçtiklerinde fotonlar saçılır. Bazı fotonlar lazer odasının duvarlarında emilse de, geri kalan fotonlar diğerlerinin saçılımını uyarır, birlikte lazer odasından geçerler, uyarılmış emisyonu arttırarak bir zincirleme reaksiyona sebep olurlar. Bu fotonlardan bazıları ışık huzmesi oluşturmaları için yarı-yansıtıcı bir aynadan serbest bırakılırlar.

Normal ışık kaynağından üretilen ışık ile lazer ışığının arasındaki en büyük fark lazer ışığının monokromatik, bağdaşık ve koşutlanmış olmasıdır. Monokromatik, lazer tarafından üretilen ışığın tamamının aynı dalga boyunda, ve bu sebeple tek renk olmasıdır. Güneş ışığı, ya da beyaz ışık, bir prizma yardımıyla farklı dalga boylarındaki birkaç renge kırılabilir (Resim 21-2). Lazer ışığı tek bir dalga boyunun elektromanyetik radyasyonuna sahiptir. Ticari lazerlerin bazıları farklı etkiler yaratmak için iki ya da daha fazla dalga boyuna sahiptirler, ama takım içerisindeki her bir unsur tek bir dalga boyuna sahiptir ve monokromatiktir. Işığın bağdaşık özelliği fotonların aynı faz ve yönde gitmesine denir (21-3). Lazer ışığı aynı zamanda koşutlanmıştır, bu da mesafe uzadığında ufak bir sapma açısı olacağı anlamına gelir (Resim 21-4).

 

 

 

 

 

 

Monokromatik bir ışık kaynağı kullanmak ışık emiliminin spesifik dalga boyu-bağımlı kromoforlara, ya da foton alıcılarına hedeflenebilmesini sağlar. Bağdaşıklık ve koşutlanma özellikleri ışığın vücudun küçük bölgelerine odaklanabilmesini sağlar. Bu özellikler düşük seviye lazerin ısıtma etkisi, tahribat ve doğru kullanıldığında neredeyse hiç yan etki olmadan deri yüzeyini delmesine yardımcı olur. Lazer ışığı dokularla farklı şekillerde etkileşime geçer.  Işık yansıyabilir, dağılabilir, iletilebilir ya da emilebilir. Yansıyan fotonların klinik etkileri yoktur ve yansıyan dokular için zararlı olabilirler, örn. gözler. Saatler, masa ve ekipman gibi yüzeylere ek olarak, epidermis de fotonların çoğunun deriden yansımasına sebep olur.

 

 

 

Fotonların yansımasını azaltmak için, lazer ışınları deri yüzeyine 90 dereceye en yakın olacak şekilde yöneltilmelidir. Fotonlar dokulardan geçerken, bir kısmı saçılır. Saçılan her foton hedef dokuya yöneltilebilecek enerji miktarını azaltır. Saçılım dalga boyu uzadıkça azalır, bunun sebebi daha uzun dalga boylarının daha derin dokuları delebilmesidir. İletilen fotonlar dokudan emilmeden tam haliyle geçer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page